
Merhaba arkadaşlar,
Birçoğunuzun bildiği üzere Erasmus değişim programıyla Varşova'ya gidiyorum. Mümkün olduğunca size buradan yaptıklarımı takip etme olanağı tanıyacağım. "Söz uçar, yazı kalır" diye bir laf var ya, çok severim o lafı. O yüzden hayatımda belki de bir ilk ve son olacak bu deneyimin internetin sonsuz byteları arasında yer almasını, belki seneler sonra baktığımda sırıtacak bir materyal olmasını istedim.
Gelelim maceramızın başlangıcına... Her şey bir mart ayında başladı. (çok klişe oldu bu ya) Özetliyorum: Sınava girdim, geçtim, not ortalamamda sorun yoktu, sonunda seçildim. Her şey güzel giderken hibelerin verilmeyeceğini duysam da yıkılmadım, ayaktaydım, kararlıydım. Böyle bir tecrübe şarttı. Sonunda inanamayacağınız kadar uzun bir evrak trafiğinden sonra kabulum elimdeydi. (çok sancılı bir süreç oldu ama değeceğini düşünüyorum) Dediler ki, Gavuristan'a gitmek için vize almalısın. Peki dedik, vize yollarına düştük.
Pek sevgili anneciğim ile vize belgelerini bir sabahta tamamladık. Vize için başvuru saatleri hafta içi 09:00-12:00 bu arada. Biz 11:15'te Şişli'deydik ve İstanbul trafiğiyle dalga geçerek 11:40'ta Maslak Giz Plaza 2000'de bulunan Polonya Cumhuriyeti İstanbul Konsolosluğu'nun kapısındaydık.

Kapıdaki güvenlikleri atlattıktan sonra Konsolosluk kapısının önüne geldik, bizi izbandut gibi, sarışın, kamuflaj giymiş bir "saygıdeğer" arkadaş karşıladı. İçeride telefonun açık olması yasakmış, arkadaş öğretti sağolsun. Stresten açık unuttuğum telefonu görünce "TELEFON!" diye bir bağırdı ki, senelerdir telefon görmemiş gibiydi.
Bu engeli de aştık, içeriye girdiğimde çok sıcak bir ortam vardı. Benden başka bir tane orta yaşlı adam vardı, onun işleminin bitmesini bekledim. Daha sonra o adam gidince danışmanımın arkadaşının yanına gidip vize işlerimi kahkahalar ve espriler birlikteliğinde hallettim. Hatta rus dili ve edebiyatı okuduğumu duyan bir kadın gelip benimle Rusça konuştu, aksanımı beğendiğini söyledi. En ilginç an ise bana nerede pratik yaptığımı sormasıydı. "Hiç bir yerde, pratik yapmaya gidince başlayacağım" cevabı ise baya bir şaşırttı kadıncağızı. Sanırım "Lern mit uns"larla, MEB'in dağıttığı dandik İngiliş kitaplarıyla dil öğrenmeye çalışan sabilerden haberi yoktu. Olabilir.
Sonunda vizeyi ertesi gün vereceklerini söylediler ve beni uğurladılar. Çıktığımda gayet mutluydum, zira Varşova'dan önceki son bürokratik adımı da başarıyla atmıştım. Sıra uçak biletinde...

